benle ilgili

Neler Oldu Neler? Uzun Bir Ara – 05

Selam! Bu bir geri dönüş yazısıdır 😀 İlk yazdığım “selam! yine ben” yazısının ufak bir versiyonu da diyebiliriz bu yazı için. Çünkü yaklaşık bir 8 aydır yokum buralarda. Buralar dutluktu dutluk olarak da kaldı bu yüzden 🙂 Normalde biliyorsunuz ki uzun süre yazmadığımda “neler oldu neler” yazısı patlatıp arayı kapatıyor ve sonrasında yine normal akışımda devam ediyorum. Şimdi bu yazıyla bir önceki yazı arasında resmen bir ömür yaşlandığım için bu seferki neler oldu neler yazısı nereden baksanız bi 8-10 saat sürecek gibi duruyor 😀 Uzattım uzatacağım kadar, şimdi bir ucundan başlatmak lazım olaylar zincirini. Kronolojik gitmeye çalışacağım mümkün olduğunca.

Öncelikle yazmadığım için kendimi savunayım

çünkü asıl açıklamam gereken nokta o 😀

Bu blog, geçen yıldan beri çok karışık bir durumun içinde. 1 yılda 2.560 adet spam yorum ve 3 kere saldırı almış. Haliyle bir de benim yanlış kullanımım yüzünden site hızı çok düşüktü. Hala çok iyi değil fakat iyileşiyor. Hal böyle olunca girip yazma isteği düşüyordu. Temizleme işi için ise yedeklemek bir işe yaramıyordu çünkü Elementor adında bir sürükle bırak eklentisiyle tüm yazılarımı yazmıştım bile. Bu yanlış kullandığım bir eklenti. Çünkü tema oluşturma eklentisiyle ben 50 adet içerik üretmiştim.

Bu yüzden içerikleri normal bir editöre çekebilmem gerekiyordu ve bunu, görseli bozmadan yapmam gerekiyordu. Buna üşendiğim ve elimde çokça iş olduğu için blog ile ilgilenemedim. Antalya’ya gelince ufak ufak temize çekmeye başladım ve sonunda bitti. Temize çekme aşamasında görselini tutturamadığım için sildiğim yazılar da oldu, sevgilimi rahatsız eden fakat benim prensiplerim yüzünden silmediğim yazıları sildiğim de oldu.

Ben normalde yazı silmem. Yazdığım her şeyde ben varım ve ben varsam kalemimden akanlara saygı duyarım. Şimdi temize çekerken bunu yapabileceğimi düşündüğüm için yapmaya karar verdim. Mesela hala birçok yazının içinde geçmiş ilişkilerimle ilgili cümleler duruyor. Çünkü yazılarımın orijinalliğini de bozmam. Neyse işte blogu temize çekip baştan kurdum artık devam edebiliriz 😀

Okulu Bitirdim

ama kafamda.

Başlığı okumaya ilk başladığınızda bir tebrik sonrasında bir tevkif geliyor. Neyse kısaca son yazdığım yazıdan sonra da mezun olamadım ve bir dönem daha öğrenci olursam kafayı yiyebileceğimi düşünerek eğitim hayatıma son verdim 😀 Aldığım en iyi kararlardan biriydi diyebilirim. Bu ülkede öğrenci olmak sadece sefillik. Ayrıca insan yerine de koyulmuyorsun pek 😀

Haliyle çalışma hayatı başlamış oldu

boş gezen olma vakti bitmişti

Sen misin okulu bırakan? Doğruca işlerin başına 😀 Pek sevmediğim inşaat sektöründe baba mesleğiyle hayata başlamış oldum. Çalıştığım için haliyle lüksüm de artmış oldu. Lüksüm artınca ben de durur muyum yapıştırdım krediler borçlar ne varsa altına girmeye 😀 Seviyorum böyle kendimi saçma sapan şeylerle zorlamayı 😀 Bu ışıltılı hayatı ben seçmedim 😀 Çalışma hayatı stresiyle beraber geldi. Şirketteki çalışanlarımızdan bazılarıyla öğrencilik zamanında laubali bir samimiyet geliştirdiğim için bunu toplayamadım ve kelimenin tam anlamıyla psikolojim bozuldu.

Baba oldum!

tüylü çocuğum

Ben bayram tatili için Antalya’ya aşkımın yanına geldiğimde annemler de tatile çıkmıştı. Tatildeyken özel ve anlamlı bir günde bu kara kızanı bulmuşlar. Kara kızanımın peşinde de başka bir aile varmış. O aile yolda bırakmayı planladıkları ve annem de bunları öğrendiği için o artık bizim evimizin bebeği olmuş. Sonra da bana benzediği için benim çocuğum olmasına karar verdik 😀 İşin aslı hala annem daha fazla ebeveynlik yapıyor kendisine ama olsun o benim evladım 😀 Ayrıca adı da o değişik ailenin koyduğu “kapkara” gibi saçma bir ad olmadı. Kolumda figür olarak dövmesini taşıdığım Hermes isimli tanrıların habercisinin ismini verdik çocuğuma. Ayrıca boynundaki şimşek izinden anlayacağınız üzere kendisiyle Voldemort bile baş edememiş. Yakışıklı oğlum benim ♥ (arada bir atiba diyorum istemsiz)

Yeni projeleri hayata geçirdik

Belki de en can alıcı nokta!

Birkaç projeyle ilgilenmeye başladım ama belki de en çok heyecan duyduğum proje entelektia. Yıllardır bir fikirden ibaret olan projeyi bu sene yakınlarımla birlikte başlatmış oldum. Başta birkaç arkadaşımla başladık fakat ekip sürekli değişim halinde. Girişler çıkışlar, inişler kalkışlar gibi birçok farklı süreçten geçiyor site. Her ne kadar düşsek de kalkacağımıza inandığım için projeye yönelik fikir üretmeye devam ediyorum. Sevgilimle ve arkadaşlarımla bir proje geliştirmek gerçekten çok zevkli olabiliyor.

Tabii zor noktaları da oluyor. Mesela arkadaşlarım ve sevgilime mükemmel bir fırsat yaratmaya çalıştığıma inanıyorum fakat onlar buna inanmayabiliyor 😀 Veya ilgi, özveri gibi niteliklerden bağımsız hareket edebiliyorlar. Bu, projenin sorumluluğunu üstlenen biri için zor bir durum. Bunları da tecrübe ediyorum.

Bu projelerin yanı sıra fiziksel işimle ilgili de bir projeye başladık. Servet İnşaat olarak uygulamasını yaptığımız Karot Beton Delme&Kesme ve Kırma işlemleri ile ilgili kullandığımız malzemelerin üretimi, tedariği ve satışı işine girmeye karar verdik. 6 yıldır özel olarak hizmet verdiğimiz bu sektörde artık hizmet verenler için de bir hizmetimiz var. Kaliteli ve nispeten uygun fiyatlı ürünler üretmek, tedarik etmek ve satmak. Hedefim, bu siteyi alanında marka haline getirmek ve benzer bir alt projesini oluşturacak kadar büyütüp başarıdan başarıya koşmak.

Bu yazıya denk gelen bir karotçu olursa diye belirteyim, sitemize üye olarak tüm ürünlerde geçerli %5 kalıcı indirimden faydalanabilirsiniz 🙂

Bizde proje bitmez 😀 Sevgilimle birlikte, fikrini 2022 yılında geliştirdiğimiz (fikir sahibi küb yani bebekim) fantezi iç çamaşır satışı işi için adımlarımızı attık. Ben mağaza kurma ve siteyi oluşturma işiyle ilgilenirken hatun da satış işleriyle ilgilenecek. Daha yolun başının da başındayız diyebiliriz fakat bu, ikimizin de bel bağlamadığı bir yan proje. Başarıya ulaşırsa tabii ki ana projelerden biri haline gelecektir.

Bu ve bunun gibi fikir aşamasında olan, hazırlanmayı bekleyen farklı projelerin de peşindeyim tabii ki. Sadece yığma halinde yapmak yerine sıraya aldım bekliyorum.

Ayrı eve çıktım

yine

Tabii ki anlayışlı ailem bu isteğimi görseldeki gibi karşıladı 😀 Ama tam olarak ayrı eve çıkmış sayılmadığım için karşı da çıkmadılar. Bizde son yıllarda bu moda zaten. Ben herhangi bir arkadaşımın evine sonradan girme ortak olurum ve vaktimin çoğunu orada geçirir arada bir eve uğrarım. Bu sistematiğe alıştığımız için ve artık o evde çocuğum olduğu için daha sık uğrayacağımı düşünerek çok da karşı gelmediler. Nitekim öyle de oldu.

Ben çocuğumu özlediğim için eve normalden sık uğrar oldum. Zaten evine çıktığım arkadaşım Değirmenaltı’nda yaşadığı için yol üstü uğrayıp çocuğumu görmek zor olmuyordu. Evine çıktığım arkadaşım da Batuhan Tuna (ben ona kuzen batu diyorum) ve yarı zamanlı ev arkadaşım sayılan sevgilisi oldu 😀 Sevgilisinin de kendi evi var benim de kendi evim var ama biz yine de Batudayız 😀

Dayı olacağımın haberini aldım ve ekstra dayı oldum.

insan bebek dayısı olacağım ama önce tüylü bebek dayısı oldum

Normalde, nikahında şahit olduğum Ela adlı minnağımın hamileliğiyle mutlu oluyorduk, dayı olma hazırlıkları falan yapıyordum kendimce ama bir anda anacığımın tüylü çocukları anne baba oldular. Evde şuan tam 9 tane tüylü çocuk var. Bu durum can sıkıcı ama 9 tane olmaları değil can sıkan. 8 tane sarışının benim kara kızanımı tek bırakmış olması. Düşünsenize bahçede 9 tane bunlardan geziyor biri siyah kocaman diğerleri sarı sarı küçücük geziyorlar ortalıkta. Benim çocuğum kendini dışlanmış hisseder bu veletler yüzünden 😀

Enerji konusunda annelerine çekerlerse naneyi yedik. Beslenme konusunda da babalarına çekerlerse naneyi yedik. Çünkü biri yorulmak bilmez sonsuz bir enerjiye sahipken diğeri düşmeye doyamadığım dipsiz bir kuyu gibi mideye sahip. Ama tercih edecek olursam bari babalarının durumunu tercih edelim ki yemek verince dursunlar 😀 Tek sorunları mama olsun sonsuz mama alınabilir 😀

Farklı bir şehire taşındım

aynen duramıyorum. kurt var.

Ayrı ev de kesmedi beni ayrı bir iş ayrı bir şehir ayrı bir şeyler istedim. Az önce bahsettiğim dayısı olacağım bebeğin anası ve atası olacak Ela ve Süleyman çifti de birkaç ay önce buraya taşınmışlardı. Kuartz İnşaat bünyesinde formenlik yapan Süleyman (bitiremediğimiz sınıfın sınıf arkadaşımı :D) iş teklifinde bulunmuştu ve ben de gerek kendi işimi yaparkenki yorgunluğum ve mental sağlığımın çöküşüyle, gerek sevgilimin kokusunun hasretiyle ve sosyalleşme adına güzel bir adımla bu iş teklifini sonradan kabul ettim. Daha doğrusu teklifi ettiğini bile unutan çocuğu arayıp teklif geçerliyse geleceğim dedim 😀

Aralık 2023’te Antalya’ya gelip burada 1+0 bir apart dairesi tutup içini dayadım döşedim. Görseniz 2+1 dersiniz mutfak bile yaptım ufak çaplı. Burada öyle bir konumda oturuyorum ki tramvay ile bütünleşince 5 dakikaya sende 10 dakikaya her yerdeyim gibi oluyor cidden. Havalimanına (iş yerim havalimanı genişletme projesi kapsamında bir ana taşeron firmaydı) yani işime 20 dakika, sevgilimin iş yerine 15-20 dakika arası tramvay mesafesinde oturuyorum yani tam ortada.

daha sonra duvara dayalı olan çalışma masasını da sağ tarafa kurdum, ayakkabılık falan koydum şuan toplu değil diye göstermiyorum hayal ediniz 🙂

Kaleiçi gibi akşam aktivitesi noktalarına 10-15 dakika arası yürüme mesafesinde, her türlü yemeğe 5 dakika mesafede tam göbek noktada oturuyorum. Hastaneye ihtiyacım olsa 5 dakika, büfe arasam 2 dakika, berbere gitmek istersem 1-2 dakika ve diğer her ihtiyaç için 3-5 dakika yürüme mesafesi. Bunu neden böyle uzata uzata anlattım? ÇÜNKÜ TEKİRDAĞ’DA DAĞIN BAŞINDA OTURUYORUM.

Şaka yapmıyorum arkadaşlar ilk Neler Oldu Neler? yazısını okursanız veya beni tanıyorsanız bilirsiniz resmen dağın tepe noktasında oturuyorum. Deniz görüyor bir tarafı orman diye aldanıp aldık arsayı diktik villayı ama her şey bununla bitmiyor ki! İnternet çektiremedik hala wi-fi modem kullanıyoruz yazık. Bir de bizimkiler için çok önemli değil altlarında arabasız kalmıyorlar ama ben kalabiliyorum bazen 😀 Bu durumlarda eve gitmek veya evden çıkmak İM-KAN-SIZ 🙂 Bundan dolayı böyle bir yere taşınmış olmak büyük nimet benim için. Ayrıca sevgilimle çok verimli vakit geçirebiliyoruz böylece.

Bitti mi? Bitmedi

şimdi de macera kısa sürdü bitti dönüyorum 😀

Henüz 1 ayı doldurmamışken evdekilerle konuşurken Gaziantep’ten iş aldığımızı ve ekibi bölerek iki tarafa yetiştirmemiz gerektiğini ve bu yüzden uzakta kalma lüksümün olmadığını öğrendim. Her ne kadar farklı deneyimler çok heyecan verici ve güzel olsa da kendi işimizin aciliyeti varken bir başkasının işi için çabalamak mantıksız olacak

o zaman neden gittin en başta?

Dediğim gibi mental bir çöküş, isteksizlik, yeni bir şeyler deneme isteği, sevgilimle yan yana olmak istemem, farklı uygulamalar ve işler görmek, arkadaşıma yardımcı olabilmek, Ela’ya da yakın olabilmek, doğumda yeğenimin yanında olmak (her türlü olacağım o ayrı) ve sarı baretli olmak nasıl bir şey onu görmek istedim 😀 Tamamen bir tecrübe havuzuydu burası. Kalabalık bir şehrin trafiğine ayak uydurmak, büyük ve yüklü araç kullanmak gibi farklı ekstra tecrübeler de edindim açıkçası.

Geldiğim için pişman veya üzgün değilim. Tam zamanında gittiğimi düşünüyorum hatta. Bu iş yavaş yavaş bana anlatılan iş olmaktan çıkıyordu, tanıdığım arkadaşım tanıdığım insan olmaktan çıkıyordu ve canım sıkılacaktı bu durumlara. Tam böyle bir dönemde tadı tuzu kaçmadan yerinde bir adım oldu. Canımı sıkan ve üzüldüğüm tek şey sevgilimle aylarca vakit geçirmek isterken olmaması.

Çok da aşırı önemli mi? Değil çünkü evlendikten sonra uzun uzadıya bunun için vaktimiz olacak 😀 Ha biraz geç ha biraz erken çok da fark etmez. İşin özü 15 Ocak 2024’te Tekirdağ’da, 16 Ocak’ta işimin başındayım 😀 (çaktırmayın, uzun süre inşaatta kalmayı düşünmüyorum çünkü bana göre değil. farklı bir sektör için yol çizdim bile onun peşine gideceğim işler düzene girince.)


Meğer ne çok hamle, ne çok proje sığdırmışım şu bir yıla 😀 Dönüp bakınca iyi ki dediğim çok şey olmuş. Eğer benim kadar aşk ve aile konusunda şanslı olursanız kurduğunuz keşke dolu cümleler minimuma iniyor. Çünkü attığım her adımı atmadan önce konuşurum ve uyarılması gerektiğini düşündükleri noktalar olursa uyarırlar ve sonra adımı atma kararımı beklerler. Attığım adım çürük merdivene gelip beni düşürecek olursa arkamda durup düşmemi engellerler. İşte böyle bir ailenin ve böyle bir aşkın şanslı ferdiyim. Bu yüzden adım atmaktan korkmadan hep daha iyisi için koşacağım.

Bir sonraki blog yazımda (umuyorum en kısa sürede) görüşmek üzere, kendinize iyi bakın ve keyifle kalın!

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

İlgili Yazılar

4 yorum

Girişimci ruhunu ortaya çıkardığın daha kaç tür projen olacak bilmiyorum ama hepsi birbirinden güzell. Hayatta iniş çıkışlar hep vardır. Bir yerden yeniden başlamayı biliyorsun ya bu sana yeter. Günlük okur gibi keyifle okudum yazını. Sevdiklerinle dolu dolu geçen güzel tecrübelerinin katlanarak arttığı bir yıl olsunn. Bir sonraki yazını bekliyor olacağımm 💫

Yanıtla

İşte entelektia’nın gururu 😀 Teşekkür ederim kızçemmm yanımda siz varken bana bir şey olmaz zaten 😀 Bir sonraki yazı ne zaman gelir bir şey diyemiyorum 🙂

Yanıtla

Bir insanın kafası hiç mi boş durmaz ? Hep yeni bir şeyler üretmeye ve geliştirmeye programlı bir beynin var ve bu çok iyi. Her zaman tam destek yanındayız. Arada böyle durum güncellemelerini görmek isteriz çünkü sürekli hayatında bir şeyler değişiyor 😀 Elini attığın her şey başarıyla sonuçlansın…

Yanıtla

Canım ördekdaşım 😀 Güzel sözlerin için teşekkür ederim 🙂 Beni rahatlatan şeylerden biri de sizin destekleriniz zaten. Durum güncellemelerinin daha az değişiklik barındırdığı bir yıl geçirmek istiyorum ama mümkün değil sanırım 😀 Elimizi attığımız her şey başarıyla sonuçlansın 🙂

Yanıtla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir