İzledim | Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu

Merhaba! Bir süredir yine yazı yazamıyordum, bunun sebebi birçok şeyin yolunda gitmemesiydi. Hala da yolunda gitmeyen tonla şey var fakat en azından fırsat buldum yazmaya. Benim gevezeliğimden çok daha önemli ve planladığım kadarıyla uzun bir yazıyla karşınızdayım. Buyrun dostlar Bages Blog Yazısına 😀

Zamanda dalgalanma yaratmayı konu alan veya içeren birçok film, kitap veya dizi görmüşüzdür. Peki bunları gerçek hayatta hiç düşündük mü? Mesela yürürken gördüğümüz bir büfeye su almak için girerek devam etmeyi ertelediğimiz yolda neler kaçırdığımız veya nelerden kurtulduğumuz gibi. Ufacık önemsiz bir detay olabilir fakat neleri değiştirdiğini bilemeyiz.

Yakın tarihimizde öyle insanlar var ki, attıkları koca koca adımlar koca bir milletin kaderini belirledi. Ata’mızın ve silah arkadaşlarının ülkeyi kurtarması gibi bir durumdan bahsetmiyorum. Biraz daha belirsiz bir hareket olabilir. Mesela Seyit Onbaşı’nın 1. Dünya Savaşı sırasında 200-220kg ağırlığındaki mermileri bir gayretle top kundağına yerleştirip düşman donanmasına zarar vermesi gibi. Bunu savaş planlarında planlanırken göremezsiniz. Fakat bir savaşın ve dolayısıyla bir milletin kaderini değiştiren hamleyi yapmış oldu.

Veya dokuz yaşındaki bir çocuğun keşfedilmesi, halter sporuna yönlendirilmesi ve yüzbinlerce Türk’ün kaderinin o çocuğun ellerine teslim edilmesi gibi bir şeyi kim öngörebilirdi? Burada bahsettiğim çocuk henüz birkaç yıl önce kaybettiğimiz Naim Süleymanoğlu’nun ta kendisi. Peki bu çocuk sadece 1988 yılında yaptıklarıyla o zamanın insanlarını mı kurtardı? Hayır. Bütün o insanların şuan tanıdığı herkesin hayatına dokundu. Bu arada çocuk diyorum çünkü yüzbinlerce Bulgaristan Türkünün sesi olduğunda, onları zulümden çekip çıkardığında sadece 21 yaşında bir çocuktu. İnanması güç, ama gerçek.

Aslında bu filmi çok önceden izlemiştim fakat Bulgaristan’dan dönen kuzenimle bu filmi izledikten sonra yazmak geldi aklıma. O zamanlar kendi çapımda araştırmalar yapıp bir şeyler öğrenmiştim. Şimdi biraz daha fazlası ile yazı toplamaya çalışıyorum.

Naim Süleymanoğlu Cep Herkülü Türk Süperman Kimdir?

Naim Süleymanoğlu, 23 Ocak 1967’de Bulgaristan’ın Kırcaali iline bağlı Mestanlı’da dünyaya gözlerini açtı. Gözlerini Naim Süleymanoğlu olarak açtı fakat Todor Jivkov döneminde sosyalist sistemin dayatmasıyla adını orada Naum Shalamanov olarak değiştirdiler. Tabii ki bu, Naim Süleymanoğlu olarak gözlerini kapatmasına engel olmadı.

Haltere 10 yaşında başlayan Süleymanoğlu, 1982 yılında henüz 15 yaşında iken Brezilya’da gerçekleşen Dünya Gençler Halter Şampiyonası’nda, 52 kiloda iki altın madalya alarak, rekorla şampiyon oldu. Bu başarının ardından halter tarihinde en genç dünya rekortmeni halterci oldu. Bunların ardından da 1983-86 yılları arasında toplam 63 rekor kırdı, 1984-85-86 yıllarında ise yılın haltercisi unvanına layık görüldü. 

1984 yılında düzenlenen Los Angeles Olimpiyatları’nda boykotlar nedeniyle yer alamayan sporcu baskılardan kurtulmak ve baskı altındaki soydaşlarının sesi olabilmek için 1986 yılında Melbourne’de düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası’nın bitiminde Türk Büyükelçiliği’ne sığınmak üzere kaçtı. Kabulün ardından Naim Süleymanoğlu, adını tekrar kazanmış oldu.

Türkiye’ye getirilmesinde büyük rol oynayan Turgut Özal, 16 Aralık’ta Naim Süleymanoğlu’nu basına ve halka tanıttı. 20 Aralık 1987’de Naim Süleymanoğlu, Cumhuriyet Halter Turnuvası’nda dünya rekoru kırdı. Ardından 1988 yılında önce Avrupa Halter Turnuvası’nda Türkiye adına üç altın madalya kazandı. Bulgaristan’a yapılan $1.150.000 ödeneğin ardından Bulgarlar veto haklarından vazgeçip Naim’in Seul Olimpiyatları’na katılmasına izin verdiler ve bu olimpiyatlarda Naim Süleymanoğlu 60kg koparmada üst üste 145kg, 150.5kg, 152.5kg; silkmede 175kg, 188.5kg ve 190kg kaldırarak 9 dünya ve 6 olimpiyat rekoru kırdı! 

Ödüller ve Başarılar

Naim, 28 Eylül’de siroza bağlı karaciğer yetmezliği sebebiyle Ataşehir’de bir hastanenin yoğun bakım ünitesinde tedaviye başladı. 6 Ekim’de tedavi gördüğü hastanede organ nakli gerçekleştirildi.

Ancak 11 Kasım’da beyindeki kanama ve buna bağlı artan ödem sebebiyle acilen ameliyata alındı. Ancak 18 Kasım’da gelen haber Naim Süleymanoğlu’nun öldüğünü bildiriyordu.

Bütün başarılarını, kazanımlarını bırakıp gerçek bir efsane oldu Cep Herkülü. Özel hayatı hakkında yazılanları geçirmek istemedim. Önemli olan bilgilerin bunlar olduğunu düşünüyorum. Yine de kaynakçaya özel hayatını içeren kısmı da eklemeyi ihmal etmeyeceğim.

Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu, ülkemiz ve dünya spor tarihine adını altın harflerle yazdıran efsanevi halterci Naim Süleymanoğlu’nun hayat hikayesini konu ediyor. İlk Dünya Rekoru’na imza attığında 15 yaşında olan, spor kariyerine 7 Dünya Rekoru,üç farklı olimpiyatta kazandığı 3 Olimpiyat Altın Madalya, 6 Avrupa Şampiyonluğu ile 7 tane Dünya Şampiyonluğu ve daha nice başarılar sığdıran Naim Süleymanoğlu’nun hayatının anlatıldığı filmde, Süleymanoğlu’na Hayat Van Eck hayat veriyor.

Başrol Hayat Van Eck, Hollanda asıllı bir Türk oyuncu. Aslında film hakkında araştırma yapmadan önce tamamen Hollandalı bir oyuncuya Türkçe eğitimi ve ardından aksan eğitimi verildi sanıyordum fakat iş öyle değilmiş. Türk uyruklu olduğu için sadece Bulgaristan Türkçesi aksanı öğrenmiş. Ve tabii ki rolün asıl sahibi nasıl dünyayı taşıdıysa aktörü de onu taşımak zorunda. Bu yüzden vücut geliştirme ve halter eğitimi de almış. Hatta halter konusunda eğitimi bizzat Muharrem Süleymanoğlu’ndan öğrenmiş. Takdir ettim doğrusu.

Arada bazı yerlerin gerçekten sapması veya abartılması normal olarak uygulandığı için uyarlama bana göre bir tık zayıftı. Yine de bir biyografi teması için oldukça iyiydi. Duygu ve Etkileyicilik, oyunculuktan bağımsız olarak müziklerin kullanımı, çekim detayları, bazı ufak ayrıntılar şeklinde. Çekim teknikleri ve kalite yansıtılmak isteneni bana ne derecede yansıttığı üzerine. Kalite de görüntü kalitesi kısmı. Süre kullanımı biraz zayıf kalmış ben diğer başarılarına biraz daha yer verilmesini beklerdim bazı gereksiz anlar yerine. Ama yine de her şeye rağmen dönemin tüm etkilerini üzerinizde hissediyorsunuz. Tüm detaylar o konuda pürüzsüz işlenmiş.

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

Yazar

Yaş 21, yolun yarısına daha var. Yolu beraber yürürken neler hissettiğimi ve düşündüğümü bu blogda sık sık paylaşmayı düşünüyorum. Bu uzun süreçte arkadaş oluruz belki de.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

close