İzlemek İstediğim Filmler#1

Selam!

Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Yani daha doğrusu bu dönemde olunabilecek en iyi durumdasınızdır desek daha doğru. Son yılların felaketleri üzerine yetmez gibi bir de 2021 hız kesmeden beterin beteriyle karşımıza çıkıyor. İyi olmak bir hayli zor yani. Ama kötünün iyisi bile olsa bardağın dolu tarafından baktığında iyisindir. Felaketlerin merkezinde değilsen yüksek ihtimalle iyisindir. 

Elbette üzülüyoruz diyenler olacaktır. Tabii ki üzülüyoruz evet ama birbirimizi kandırmayalım… Bana dokunmayan yılan bin yaşasın düşüncesi ülkenin yüksek bir çoğunluğunda hayat felsefesi halinde bir düşünce. Yani durum böyle olunca kim gerçekten üzülüyor kim duyar kasıyor anlamak biraz zor oluyor. Normalde yazılarıma böyle girmem ama bu durum gerçekten can sıkıcı bir halde şuan.

Bir süredir yazmak için fırsatım oluyor fakat ne yazacağıma karar veremiyorum. İçerik azlığından değil de çok fazla şey yazmak istediğimden bu hiçlik. Kadın cinayetleri üzerinde daha fazla durmak istiyorum ama bir yandan da duyar meraklısı insanları ayrıştıramadığım için şevkim kırılıyor. Teknik konularda yazmak istediğimde de daha erken mi acaba? Diyorum. Liste yazılarından bir süre daha devam edebilirim sanırım. Ayrıca konuk yazar sistemiyle duo yazılar yazmaya da karar verdim. Yani mesela bir film veya dizinin incelemesi için hem ben hem de o yapım hakkında fikri olan bir arkadaşımla beraber yazmak gibi. Sayfayı ikiye bölerek böyle bir şey yapabiliriz diye düşünüyorum. Deneyeceğiz.

Evet, gelelim günün konusu olan “izleyeceklerim” başlığına.

izlemek isteyip fırsat bulamadığım filmler

Yani bu liste tek yazıda anlatılabilecek kadar kısa değil. Çoook fazla eksiğim olduğunu biliyorum film ve dizi konusunda. Ama bu aralar sık sık karşıma çıkan, izlemeye niyetlendiğim veya bana önerilen bazı filmler var. Önümüzdeki süreçte yazmak için de ideal filmler olduğuna kanaat getirdiğim için önce listelemek istedim. Belki burada görüp izlemek isteyen ve daha sonrasında da incelemesinde yorumda bulunabilecek birileri vardır, kim bilir?

Çok uzun süredir inceleme yazısı yazmadığım için geçen sefer biraz fazla detaysız kalmış. Şimdi de ön inceleme olduğu için çok detay olmayacak fakat bir filmi duyduğumuzda nelere bakarız? Puanı, fragmanı, oyuncuları, dili, ülkesi gibi birkaç detay ve ön yorumlarımı yapmayı düşünüyorum. Önce şimdi puanlayıp izledikten sonra da daha detaylı puanlamayı düşünüyorum.

Özet metni:

“Damat Koğuşu”, tecavüz suçlularının bulunduğu koğuşlara verilen isimdir. Damat koğuşlarının, Türkiye’de yaşanmış gerçek öykülerinden ilham alınan filmde, tecavüz suçlamasıyla koğuşa getirilen bir gencin ekseninde, bu koğuşta gerçekleşen olaylar anlatılmaktadır. Filmde cezaevi müdürü ve gardiyanların gerilimi kendi çıkarları için yönettiği koşullarda, mahkumların kuralsız ilişkisi ve birbirleriyle olan varoluş savaşına değiniliyor. Kimin masum, kimin suçlu olduğunun adım adım anlaşıldığı hikayede, içerde yaşanan şiddet tüm gerçekliğiyle aktarılıyor.

Son yazdığım iki yazıdan anlayabileceğiniz üzre son zamanlarda bu konuyla ilgili çok araştırma yaptım ve çok sohbet ettim. Bir konuda gerçekten çıkmazda hissediyorsam veya bir şeye tek başıma kan kusamıyorsam benimle birlikte bunu yapan, bana akıl veya motivasyon veren anka kuşuma koşuyorum. Yine böyle sayıp sövdüğümüz bir telefon konuşması sırasında şöyle bir film vardı diyerek anlattı bu filmi. Hatta bunu onunla beraber izleyebilirsek izleyeceğiz ve bunun yazısını beraber yazarız belki.

Filmi “İlker Savaşkurt” yönetiyor. Daha önce yönettiği herhangi bir yapım izlemedim. Yani yönetmen üzerinden bir yorumda bulunamayacağım ama Özgür Emre Yıldırım gerçekten hayranlık duyduğum bir sanatçıdır. Onun oyunculuğu için fazlasıyla heyecanlıyım. Senaryosu ise bilmek istediklerim üzerine kurulmuş bir film. Yani tecavüz suçuyla yargılanan o***** ç********nın nelerle karşılaştıklarını, birbirlerine ve diğer mahkumların yüzüne nasıl baktıklarını merak ediyordum. 

Fragmana baktığımda tatmin edici bir film olacağını görüyorum. Ama benim istediğim şey gerçekler. Bu film acaba gerçekleri mi araştırıp konu edindi yoksa içimiz soğusun diye mi çekildi? Bunu araştıracağım sanırım. Önce film üzerinden, tatmin olmazsam bizzat konu üzerinden araştırmaya gideceğim.

Özet metni:

The Platform, dikey şekilde konumlandırılmış bir hapishanede geçiyor. Her hücrede iki mahkumun kaldığı hapishanede, yemek günde sadece bir kere üst kattan aşağıya doğru gönderilmektedir. Üst kattaki mahkumlar yiyeceğe ulaşmak için çabalarken, alt katta bulunan mahkumlar, her gün biraz daha vahşileşerek açlıkla baş etmeye çalışır. Bir gün gözünü hapishanenin 33. katında açan Goreng, hapishanenin kurallarını iyi bilen Trimagasi ile birlikte yiyeceğe ulaşabilmek için zorlu bir mücadeleye girişir.

Dört yıl önce, yani benim bir şeyler yapmayı bıraktığım dönemde yayınlanmış bir yapım. IMDb puanı da fena değil 7 puan almış. Bu yönetmen bir önceki filmin yönetmenine nazaran biraz daha adını duyduğum bir yönetmen. Yani daha önceden çektiği filmlere bakınca birkaç yerde adını duyduğum filmler olduğunu söyleyebilirim. Yani bir önceki filmin senaryosundan ümitliysem bu filmin de çekim profesyonelliğinden beklentiliyim. İspanyolca bir film özünde. Google kullanıcılarının %78 kadar bir kısmı (arama yapanların) beğenisini sunmuş.

Bu filmi bana yeni tanıştığım bir arkadaşım önerdi. Kendisiyle blogum için çalışırken tanıştık. İçeriklerim konusunda bundan sonraki süreçte sık sık desteğini göreceğim bir insan. Bu ve bundan sonraki projelerde de kalemini görebileceğiniz bir arkadaşım. Bu ve birkaç filmin daha incelemesini beraber yapacağız.

Özet metni:

Park Ailesi’yle tanışın: soyla gelen servetin klasik bir tablosu. Diğer yanda ise Kim Ailesi, sokak zekası bakımından zengin ama başka hiçbir zenginliğe sahip değil. Şans veya kader olsun, bu iki ev halkı bir şekilde bir araya gelir ve Kim ailesi altın bir fırsatın varlığını hemen sezer. Asalak bir misafir Kim ailesinin yeni keşfettikleri konforu tehdit eder hale geldiğinde, vahşi ve zorlayıcı bir üstünlük mücadelesi patlak verir. Bu mücadele Kim ve Park aileleri arasındaki kırılgan ekosistemi yıkmakla tehdit etmektedir…

İsimleri Metin2 haritası gibi yemin ediyorum görselleri bul indir galeri oluştur isimleri düzelt derken yoruldum. Hem çok kalabalıklar hem çok zor isimleri var. Korede ne kadar lee, kim, yong bong varsa bu filmde oynamış. Hayatımda tek bir kore filmi izlemişliğim yok, ki senaryo açısından bu çok büyük kayıp ama şimdi oyunculara bakınca anlıyorum niye izlemediğimi. Bir kere hepsi aynı. Kadınların genleri ve yaşlıları için birer tane alıp yapıştırsam şurda bir taneniz fark etmez bu durumu. Kafam bulandı bu nasıl iş arkadaş. Lee Dong-Yong zaten bildiğin bizim Chaby Han. Yayını kapatıp sete gitmiş baba bunu da yemeyin yani.

Neyse oyuncuları göz ardı edersek senaryoyu anlamadım. Film baya ilgimi çekti ama niye çekti inanın bilmiyorum. Yani kalbim izlemek istiyor, beynim niye diye soruyor. Bunu da üstteki filmi öneren arkadaşım önerdi. Zaten biz onunla 1-2 gün önce discord üzerinden epey bi konuştuk. Ben ekranı açtım görseller baktık sohbet arasına içerik düşündük içeriklere taslak düşündük falan derken epey verimli bir süre geçirdik. Orda içerik taslağı oluştururken zaten ortak izlediğimiz film arıyorduk olmayınca bari izleyelim de bir şeyler olsun dedik. Bu filmler de ordan gelme. Nerden bulup izliyorsunuz bu filmleri anlamıyorum arkadaş benim hiç karşıma çıkmıyor.

Film buram buram koktuğu üzre Korece. ~$11.000.000 gibi bir bütçe ile çekilmiş. Fragman ₺100.000‘lik müteahhit filmi gibi duruyor ama hadi hayırlısı. Oscar falan almış olmasına şaşırdım. Bilmiyorum bu filme bayağı bir önyargılıyım galiba beni yorduğu için 😀 Ama bunun yazısı kesin gelecek çünkü kendim yorulduğum gibi önereni de yormak istiyorum.

Bu izlenimlerden sonra da insanın iştahı kabarıyor arkadaş bir enteresan. Film hiç cazip değilken izle beni diye bağırıyor, kalitesiz dururken her yerden kaliteliyim diye konuşuyor falan bir kulak vereyim en iyisi ben bu seslere. Zaten yapımcıları da oturmuş tedirgin tedirgin benim kulak verip vermememi bekliyordu sanırım.

Tüm gece şu filmlerin görselleri bilgileri yorumları falan ile uğraştım. Sabah beni iş bekler, benim yavaştan topuk vaktim gelmiş. Hepinize vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Umarım sıkılmamışsınızdır. Bir sonraki yazımda buluşup kaynaşmak üzre, keyifle kalın!

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

Yazar

Yaş 21, yolun yarısına daha var. Yolu beraber yürürken neler hissettiğimi ve düşündüğümü bu blogda sık sık paylaşmayı düşünüyorum. Bu uzun süreçte arkadaş oluruz belki de.

İlgili Yazılar

2 yorum

Hasannbegg  -  19 Ağustos 2021 / 16:14

1. Ve 3. Filmi listeme ekledim bile devamını bekliyorum 🙂

Cevapla

Devamını da ilk boşlukta yayınlayıp sonra incelemelere geçmeyi düşünüyorum en azından birikir falan diye. İzlediğinde gelip incelemesine de katkıda bulunursun 😂

Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

close