Canımızdan Can Gidiyor! (kadınlarımız)

Üstteki kendini sürekli yenileyen yazıyı sayfadan hiç çıkmadan tekrar Azra Gülendam Haytaoğlu‘na gelene kadar beklemeyi deneyebilir misiniz? Sanırım denersiniz ama saatlerinizi alacaktır! Çünkü burada 400 isim var. Tamı tamına 400 kadının mezar taşında bu isimler yazıyor. Ama yanlışlık olmasın, hastalık veya kazadan ölen kadınlarımız, eceliyle ölen yaşlılarımız değil. Adı yazılı kadınların her biri tek tek elle öldürüldü bu ülkede. Üstüne bastığımız her toprak parçasında bir şehidin kanı var deriz ya hep, artık hem bir şehidin hem bir kadının kanı var diyoruz. Attığımız her adım kanla kaplanıyor. Görmüyoruz o kırmızı sıvıyı ama ayağımıza yapışıyor her bir damlası.

Adını geçirdiğimiz 400 kadınımız var ya, işte onlar tam listenin nereden baksanız onda biri! Yani bu listeyi on kere izleyebilirseniz görürsünüz son yılların kadın cinayeti sayılarını. Bu ülke son 13 yılda binlerce kadının cesedini kattı bünyesine, vahşice katledilen…

Yapılacak çok yorum var ama bugünün ağırlığını vahşeti gözler önüne sermek üzerine kullanmak istiyorum çünkü yorum yapamayacak kadar yıprandı düşüncelerim. Yani elbet yorumunu yapacağız bunların hep beraber ama şuan değil. Gelin kadın cinayetleriyle ilgili biraz somut şeyleri konuşalım. Ama her şeyden önce söylemek istiyorum ki bir ülkenin kadın cinayetlerinin sadece merhum isimlerini yazmak bu kadar uzun sürmemeliydi… Bu kadar olmamalıydı hiçbir şey!

Hayatınızı paylaşmayı kabul ettiğiniz insanların, ailem dediğiniz insanların, sevgilim dediğiniz veya o benim arkadaşım/tanıdığım dediğiniz insanların sizi öldürmesi veya öldürebilecek olması gerçekten bir vahşetten başka bir şey değil. Cani bir toplumun göstergesi.

Şimdi tam olarak bu yazının altında diyebilir misiniz ki birkaç veya birkaç yüz tane şerefsizin yaptığından neden genelleme yapıyorsun diye? Diyemezsiniz. Diyemeyiz. Bunları yapan or*spu çocukları dışında bir de onları engelleyemeyen, kadınlarımızı koruyamayan bizler varız. Bunlar dışında kadınlarımızı korumayı reddedenler var! Bunları da biliyorsunuz. CAYDIRICI CEZALARI VERMEYE KIYAMAYAN bazı vicdanlı yöneticilere sahibiz (!) ama ne yazık ki bu vicdan sadece karısını kızını döven veya öldürenlere karşı işliyor. Enteresan bir merhamet sistemi değil mi?

Biz değil miydik analarımız için kurşun atıp kurşun yiyen millet? Anasına söveni yaşatmayanlar biz değil miydik? Karısının kızının namusunu(!) korumak için adam öldürenler nerde? Bu milletin değil miydi kardeşim kendi kadınları için can veren can alan erkekler? Ne oldu da kendi kızına tecavüz edip öldüren, sağda solda kadınları rahatsız eden insanlık yoksunu or*spu çocukları türedi? Karısına kızına el kaldıran ne kadar namussuz varsa umarım bir gün bir yerlerden bu yazıyı görüp okuyup bana kin besler de bir yerde karşıma çıkarlar. Tanrıdan da bundan daha büyük hiçbir beklentim yok. Zira bitmesini beklesem daha çok milenyumlar beklerim…

Bu yazıyı sayfalarca uzatarak yazmayı düşünüyordum ama birkaç güne bölerek üstüne daha detaylı konuşmayı daha doğru buluyorum. Önümüzdeki günlerde yakın çevremdeki kadınlarla Türkiye’de kadın olmanın zorlukları hakkında röportaj yapmayı düşünüyorum. Ardından cinayetleri, sebepleri, vakaları, zanlıları daha detaylı incelemeyi düşünüyorum. Bu süreçte de çok çok yakınım, Anka’m olur kendisi; bana yazılar, fikirler ve istatistikler konusunda yardım edecek. Çok öperek teşekkür ederim şimdiden 🙂 Ayrıca bu konuya değinmesini ve kaleminden okunulmasını istediğim yazarlar da var elbette.

Eskiden bloggerlar kendi arasında #mim adı altında aynı konu üzerine yazılar yazardı. Bu sefer yazar arkadaşlardan bu konuya değinmelerini istiyorum. Bunların başında sık sık saydığım ve sayacağım Tahsin Sungur, Yalçın Güler, Sezer İltekin, Adamkarga gibi isimler geliyor. Şuan çok yorgun olduğum için uzun uzun isim sayamayacağım maalesef, adını yazmadıklarım da üstüne alınıp yazarsa çok sevinirim. Herhangi bir kişisel çıkar için yapmıyorum adım geçmese dahi kaleminizden okumak istiyorum sadece. Konuyu kapatmadan üzerine uzun uzun yazılmasını istiyorum.

Hoşça, sağlıkla, eğitimle, nefes alan bir doğayla ve özellikle olmazsa olmaz çayla dolu günler diliyorum…

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

Yazar

Yaş 21, yolun yarısına daha var. Yolu beraber yürürken neler hissettiğimi ve düşündüğümü bu blogda sık sık paylaşmayı düşünüyorum. Bu uzun süreçte arkadaş oluruz belki de.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

close